NEWS
23rd European Customs Law Conference, 30th June – 1st July 2011, Schaffhausen - Swiss

for more information:

http://www.efa-muenster.de

Traditionelles Lehrbeauftragtentreffen in Münster

Die Prpfessoren und Lehrbeauftragten der rechtswissenschaftlichen Fakültaet der Universitaet Münster traffen sich an einem netten Abend im Zwei Löwen Club.

http://www.jura.uni-muenster.de/index.cfm?objectid=4E764156-A7FC-1F8E-B85A8082974B5DBD

Neuer Artikel von RA Prof.Dr. Erol Ulusoy

Ei neuer Artikel über das neue türkische HGB wurde bei der witschaftlichen Tageszeitung "Dünya" vom 11.02.2012 publiziert worden.

http://www.dunya.com/yeni-ttk-ve-sirket-yonetim-kurulu-uyelerinin-akrabalarina-adli-para-cezasi-145681h.htm

Ein neuer Artikel von RA Prof.Dr. Erol Ulusoy über die Praxis einer Einmann-AG

Rechtsanwalt Prof.Dr. Erol Ulusoy hat seine Erfahrungen über eine deutsche Aktiengesellschaft, die in eine Einmann-AG umstruktruriert worden ist, bei der Tagseszeitung Dünya publiziert.

http://www.dunya.com/tek-ortakli-anonim-sirket-uygulamasi-164147h.htm

 

BİR TEK ORTAKLI ANONİM ŞİRKET UYGULAMASI

Avukat Prof.Dr. Erol Ulusoy, Ulusoy Hukuk Bürosu

Beş  Ortaklı Anonim Şirketin Tek Ortaklıya Dönüşmesi

6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe girdi. Böylece ticaret hayatımıza bir çok yeni hukuki kurum geldiği gibi, bu zamana kadar alışık olmadığımız bir çok şirket yapılaşmaları da uygulamaya kondu. Bunlardan birisi de tek ortaklı anonim şirketlerin kurulmasına olanak sağlanmasıdır. Artık, eskiden olduğu gibi en az beş kurucu ortak zorunluluğu olmadığından tek bir gerçek veya tüzel kişi de anonim şirket kurabilecektir (yeni TTK md 338/1).

Tek ortaklı anonim şirketlerle ilgili yenilik, sadece kurucu ortak sayısının bire düşürülmesi ile sınırlı olmayıp, kurulu anonim şirketlerin de ortak sayısını bire indirebilmelerine olanak sağlamasıdır (yeni TTK md 338/2). Yani, 1 Temmuz 2012 tarihinden önce en az beş ortak zorunluluğunu yerine getirmek için, eşine, çocuklarına, anne babasına veya yakın arkadaşlarına, muhasebecisine, avukatına sembolik birer hisse vererek yanlarına akademik jargonda  “saman adam” denilen göstermelik ortak almak zorunda olanlar, artık diğer ortakların elindeki tüm hisseleri devralarak, şirketlerinin tek ortağı haline gelebileceklerdir. Bunun da en büyük yararı, “çağrısız genel kurul” toplantılarının her zaman ve her an mümkün olmasıdır.

Bu yazıda, Merkezi Almanya’nın Cuxhaven şehri olan uluslararası bir şirketin, Türkiye’deki yavru şirketinin tek ortaklı anonim şirket dönüşmesi ve tek üyeli yönetim kurulu oluşturmasının İstanbuıl Ticaret Sicili Müdürlüğüne başvuru, tescil ve ilanı ile tamamlanan, Yeni TTK’nın ilk uygulamalarından birisi olarak özet halinde anlatılacaktır.

Öncelikle, şirketin hakim ortağı, diğer ortaklardan hisseleri teker teker devralır. Her bir hisse devir işleminin pay defterine tescili için yönetim kuruluna başvurur. Son hisselerin devir tarihinden itibaren yedi gün içerisinde şirketin tüm hisselerinin kendisinde toplandığını, şirketin tek ortağı haline geldiğini yönetim kuruluna bildirip, bunun ticaret siciline tescili ve ilanı için başvurur (yeni TTK md 338/2). Yönetim kurulu, pay defterini inceledikten ve şirketin tüm hisselerinin merkezi Almanya’da bulunan ana şirkete ait olduğunu tespit ettikten sonra, yine yedi gün içerisinde ticaret siciline başvurarak, şirketin tek ortaklı bir anonim şirket haline geldiğinin tescil ve ilanını talep eder (yeni TTK md 338/2).

Burada dikkat edilmesi gereken husus, ticaret siciline tescilin kurucu değil, bildirici etkisi olduğudur. Bir başka ifade ile, şirket tüm hisselerin tek bir ortağa ait olduğu tarihte tek ortaklı anonim şirkete dönüşmüş demektir. Ticaret siciline tescil, sadece bu durumun üçüncü kişilere duyurulması fonksiyonunu görür.

 

Üç  Üyeli Yönetim Kurulunun Bir Üyeliye Dönüşmesi

 

Anonim şirket artık tek ortaklı bir anonim şirkete dönüşmüştür. Ancak şirketin tek ortağı bununla yetinmeyip, üç üyeli yönetim kurulunu da yeni Türk Ticaret Kanunun  359 uncu maddesine uygun olarak tek üyeli yönetim kuruluna dönüştürmek istemektedir. Bunun için ise bir ana sözleşme değişikliğine gidilmesi şarttır. Ana sözleşmeyi değiştirme yetkisi yeni TTK md 408/2-a hükmüne göre genel kurula aittir. Eskiden genel kurul toplantılarında hükümet komiseri bulunması zorunlu idi. Fakat Yeni TTK md 407/2, bakanlık temsilcisi veya eski adı ile hükümet komiseri bulunması gerekli genel kurulları, 333 üncü maddeye göre kuruluşları izne tabi olan anonim ortaklıkların genel kurulları olarak tespit etmiştir. O halde sadece kuruluşu Bakanlık iznine tabi olan anonim şirketlerin genel kurullarında bakanlık temsilcisi bulunması zorunlu olduğundan, bu kural istisna hükmüdür. Ancak uygulamada maalesef Yeni TTK hükmüne aykırı bir şekilde, eski TTK’nun genel kurullarda bakanlık temsilcisi bulunması zorunluluğu devam etmektedir.

Bir anonim şirketin bütün hisseleri tek bir ortağa aitse, tek bir ortaktan oluşan bir genel kurul toplantısında hangi amaçla bakanlık temsilcisinin bulunmasının zorunlu olacağını izahı etmek güçtür. Şirketin acilen işlerini görülmesi zorunluluğu, onları bakanlık temsilcisi istemeye zorlamaktadır. Üstelik Bakanlık temsilcileri de ilgili Bakanlık olan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından değil, Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı tarafından tayin edilmektedir.  Tüm bu sakatlıkların bir an önce çıkarılacak Tebliğlerle düzenlenerek giderilmesi herkesin, en önemlisi de hukuk devletinin çıkarınadır.

Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı temsilcisinin de hazır bulunduğu, tek bir ortaktan oluşan olağanüstü genel kurul toplantısında,  yeni TTK md 420 hükmüne uygun bir toplantı başkanı seçilerek, ana sözleşmede gerekli değişikler yapılıp, yönetim kurulu üye sayısı bire indirildikten sonra, aynı genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyesi de seçilmiştir. Yönetim kurulu tek bir üyeden oluştuğundan, temsil yetkisi hiçbir şekilde sınırlanmamalı, en geniş yasal temsil yetkisine sahip olmalıdır. Yeni TTK 359 uncu  maddesi ile yönetim kurulu üyeliği için hissedar olma şartını aramadığı gibi, tüzel kişilerin de yönetim kurulu üyeliğine seçilmelerine olanak sağlamıştır. Bunun faydası ise, yönetim kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişinin, yönetim kurulu üyesi olarak atayacağı gerçek kişiyi, dilediği zaman, bir genel kurul kararına gerek olmaksızın değiştirebilmesidir. Tek şartı, bu değişikliğin ticaret siciline tescil ve ilanıdır.

 

Sonuç

 

Yeni Türk Ticaret Kanunu, bir çok yenilik getirmiş ve bir çok hususu değiştirmiştir. Henüz yeni olan uygulanmasında tereddütler vardır. Bu da yasanın daraltıcı “bürokratik” yorumlanmasından kaynaklanmaktadır. Yasanın ticari hayatı kolaylaştırmak için çıkarıldığı hiç unutulmadan yorumlanması ve her bir adımın hukuken çok iyi değerlendirerek atılması şarttır. Aksi takdirde, yasanın getirdiği kolaylıkların farkında bile olmadan eski güçlükleri yaşamaya devam etmek zorunda kalacağız.

Bu kolaylıklardan bazıları, bir anonim şirketin bütün hisselerinin tek bir kişinin elinde toplanabilmesi, böylece –kural olarak Bakanlık temsilcisinin dahi bulunmadığı-  tek ortaklı genel kurul toplantılarının mümkün olması, yönetim kurulunun tek üyeli olabilmesi, yönetim kuruluna tüzel kişilerin seçilebilmesi ve yönetim kurulu tüzel kişinin atadığı temsilcisini dilediği zaman değiştirebilmesidir. Bütün bunların bir anonim şirketin yönetimini bazı yönlerden kolaylaştırdığında şüphe yoktur.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın da özellikle hangi şirketlerin genel kurullarında bakanlık temsilcisinin bulunmasının zorunlu olduğun anlaşılması için bir an önce kuruluşu izne bağlı anonim şirketleri belirleyen Tebliği ve anonim şirket genel kurul toplantıları için genel kurulun çalışma esas ve usullerine ilişkin kuralları içeren, genel kurul toplantısı iç yönergesinin asgari unsurlarını ilan etmesinde uygulama açısından büyük fayda vardır. Aksi takdirde yönetim kurulunun genel kurul toplantısı iç yönergesini genel kurul onayına sunması ve tescil ve ilanı da mümkün olmayacaktır (yeni TTK md 419/2).

Ein neuer Artikel über die Verfassungswidrigkeit der Verjährung des Kontoguthabens
Rechtsanwalt Prof.Dr. Erol Ulusoy hat einen Artikel über die neue Bankkontoarten nach dem neuen türkischen Handeslgesetz und dem neuen Schuldgesetz veröffentlicht.

http://www.dunya.com/yeni-turk-ticaret-ve-borclar-kanunu-yeni-banka-hesap-turleri-165463h.htm

 

 

YENİ TÜRK TİCARET VE BORÇLAR KANUNU YENİ BANKA HESAP TÜRLERİ

Prof.Dr. Erol ULUSOY, İstanbul Aydın Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Ulusoy Hukuk Bürosu

1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu bir çok yeni hukuki düzenlemeler getirmiştir. Bu yeni düzenlemeler sadece hukuk hayatında yeniliklere değil, başka alanlarda yeni müesseselerin doğmasına neden olmuştur. Örneğin bankacılık alanında daha önce mevcut olmayan yeni hesap türleri oluşmuştur. Yeni kanunların uygulanması için zorunlu olan bu yeni hesap türleri, bankacılık hesap türlerini düzenleyen ve TCMB tarafından çıkarılmış olan 2007/1 sayılı MEVDUAT VE KATILIM FONLARININ VADELERİ VE TÜRLERİ HAKKINDA TEBLİĞ (03 Şubat 2007 tarih ve 26423 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır) kapsamına alınmalıdır.

Tebliğ’de yapılacak değişiklikte, bu hesap türlerinin hukuki özellikleri dikkate alınmalı, ayrıca Kanun metinlerinde lafzen “banka hesabı”ndan, “tasarruf mevduatı”ndan bahsedildiğinden, katılım bankalarında açılan hesap türleri olan özel cari hesap ve katılım hesaplarını kapsayacak şekilde ve tüzel kişilerin hesap açmalarına olanak sağlayacak biçimde ikincil düzenlemeler yapılmalıdır. Aksi takdirde hangi sebeple olursa olsun, katılım bankaları ile çalışmayı tercih eden vatandaşlarımız, yeni kanunların öngördüğü hukuki müesseselerden yararlanabilmek için mevduat bankalarını tercih etmek zorunda kalacaklardır. Örneğin, şirket kuruluşunda asgari tutarın bir banka hesabına yatırılması gerektiği ifade edilmektedir. Katılım bankalarındaki uygun hesap türü olan özel cari hesaptan bahsedilmemektedir. Gerçi 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 3 üncü maddesinde, “banka” kavramının, mevduat bankaları ile katılım bankaları ve kalkınma ve yatırım bankalarını kapsadığı belirtilmiş olsa da, bu kural sadece Bankacılık Kanununun uygulamasında geçerlidir. Tereddütlere yer vermemek için, katılım banka hesap türlerini de açık ve seçik olarak kapsama alınmalıdır.

Yeni Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanununun uygulamasında öngörülen üç yeni banka hesap türü vardır:

1)                     Sermaye Ödeme Hesabı

Türk Ticaret Kanunun 345 inci maddesinegöre, anonim şirketin kuruluşunda taahhüt edilen sermaye ancak bir banka hesabına ödenebilir. Aynı maddeye göre, nakdi sermaye tahhüdünün en az % 25’i, şirket esas sözleşmesinin imzalanmasından sonra ve fakat şirketin ticaret siciline tescilinden önce ödenmesi şarttır. Aksi takdirde, şirket ticaret siciline tescil edilmeyecek ve tüzel kişilik kazanamayacaktır. Bu sebeple, yeni TTK md 395 gereği uygulamada mutlaka bir banka hesabı açılması ve sermaye taahhüdünün de bu hesaba para yatırılarak yerine getirilmesi şarttır. Yasada açıklık olmamasına rağmen, aynı husus sermaye artırımında da geçerli olmalıdır. Her kim, sermaye artırımına iştirak etmişse, iştirak taahhüdünün en az % 25’ini şirkete ait bir banka hesabına ödemelidir. O halde hem kuruluşta hem de sermaye artırımında, sermayeyi ödeme yeri, şirkete ait bir banka hesabı olabilir. Sermaye taahhüdünde bulunanların şirket kasasına veya şirketin bir borcunu ödeme ya da şirkete karşı alacaklarını takas etme gibi farklı usul ve yöntemler ile sermaye taahhüdü borcundan kutulamazlar.

Sermaye ödeme banka hesabınınbazı özellikleri vardır. Bunlardan en önemlisi, sermaye ödeme hesabı üzerinde ancak ve ancak şirket esas sözleşmesinde gösterilen ilk yönetim kurulu tasarruf edebilir. Eğer hesap üzerinde yönetim kurulunun tasarruf yetkisi kısıtlanmış veya başkaları –örneğin ödemeyi yapan kurucu ortak- da tasarruf yetkisine sahipse, TTK md 395 koşulu yerine getirilmemiş olacağından, ticaret sicili müdürünün şirketin tescil talebini reddetmesi gerekir. Ticaret sicili müdürü bu durumu bankanın vereceği bir mektupla tespit edecektir. Sermaye ödeme hesabının bulunduğu banka, taahhüt edilen payların, kanunda veya esas sözleşmede öngörülmüş bulunan ve kanunda yazılı olandan daha yüksek olan tutarlarının ödendiğini teyit eden bir mektup hazırlar. Bu mektup, ticaret sicili müdürlüğüne hitaben yazılır. Elbette bankanın bu mektubun içeriğinin doğru olamaması durumunda hukuki sorumluluğu gündeme gelebilir.

Sermaye ödeme hesabının diğer özellikleri şöyledir; Sermaye ödeme hesabı vadesiz bir hesaptır ve kurulmakta olan şirket adına açılır. Banka, sermaye ödeme hesabındaki tutarı, şirketin tüzel kişilik kazandığını bildiren sicil müdürlüğü yazısının sunulması üzerine, sadece şirkete ödeyebilir.Buradan hesaptaki paranın şirket tüzel kişilik kazanıncaya kadar bloke olduğu anlamı çıkarılmamalıdır.Şirket, 335 inci maddenin birinci fıkrasında öngörülen noter onayı tarihinden itibaren, üç ay içinde tüzel kişilik kazanamadığı takdirde, bu hususu doğrulayan bir sicil müdürlüğü yazısının sunulması üzerine, bedeller banka tarafından sahiplerine geri verilir. Böylece, sermaye ödeme hesabı, şirketin tüzel kişilik kazanması ile kapatılarak, hesaptaki para tüzel kişilik kazanmış olan şirket adına açılacak hesaba aktarılır. Şirket tüzel kişilik kazanmaz ise, bedeller sahiplerine geri verilmek suretiyle hesap yine kapatılır.

2)                     Kira Güvencesi Hesabı

Türk Borçlar Kanunun 342 inci maddesininuygulaması da kira güvence hesabı denilebilecek yeni bir hesap türünün zorunlu kılmaktadır. Kira güvencesine uygulamada kira depozitosu da denilmektedir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında sözleşmeyle kiracıya güvence ya da depozito verme borcu getirilmişse, bu güvence üçaylıkkirabedeliniaşamaz. Kira güvencesi para veya kıymetli evrak şeklinde kararlaştırılabilir.

Güvence olarak para veya kıymetli evrak verilmesi kararlaştırılmışsa kiracı, kiraya verenin onayı olmaksızın çekilmemek üzere, parayı vadeli bir tasarruf hesabına yatırır, kıymetli evrakı ise bir bankaya depo eder. Maddede tasarruf hesabından bahsedilmesi doğru olmamıştır. Çünkü tasarruf mevduatı sahibi sadece gerçek kişiler olabilir. Bu durumda kiracı örneğin bir şirket ise, kira güvencesi hesabı açamayacaktır.

Kira güvencesi hesabının genel özellikleri şöyledir; Hesap kiracı adına açılmakla birlikte, hesapta mutlaka kiralayan da gösterilmelidir. Bankaya kira sözleşmesinin ibrazının gerekip gerekmeyeceği, ikincil mevzuatla düzenlenebilir. Banka, güvenceleri ancak iki tarafın rızasıyla veya kira ilişkisinden dolayı taraflardan her hangi birinse karşı icra takibinin kesinleşmesiyle ya da kesinleşmiş mahkeme kararına dayanarakgeriverebilir. Hesap müşterek bir hesap olmamasına rağmen, tamamen veya kısmen geri verilmesi, ortak iradeye bağlıdır. Vadeli bir hesap olup, vadesi, kira sözleşmesinin sonudur. Ancak kira sözleşmesi sona erdirilmediğinden, belirsiz süreli hale gelirse, vadeli kira güvencesi hesabının vadesi, elbette yürürlükteki mevduat gereği aynı süre ile yenilenmiş olacaktır.

Kiraya veren, kira sözleşmesinin sona ermesini izleyen üç ay içinde kiracıya karşı kira sözleşmesiyle ilgili bir dava açtığını veya icra ya da iflâs yoluyla takibe giriştiğini bankaya yazılı olarakbildirmemişsebanka,kiracının  istemi üzerine güvenceyi geri vermekle yükümlüdür. Ancak kira sözleşmesi süresiz hale gelmişse, kiraya verenin yine aynı süre içerisinde bu durumu bankaya bildirmesi gerekir. Aks i takdirde, banka kira sözleşmesinin belirsiz süreli hale geldiğini bilemeyeceğinden, talepte bulunan kiracıya hesabındaki güvenceyi ödeyebilir.

3)                     Ön Ödemeli Taksitle Satış Hesabı

Türk Borçlar Kanununun 264 üncü maddesi  ile düzenlenen yeni bir satım türü de ön ödemeli taksitle satıştır. Ön ödemeli taksitle satış, alıcının taşınır bir malın satış bedeliniöncedentaksit taksitödemeyi,satıcının da bedelin tamamen ödenmesinden sonra satılanı alıcıya devretmeyi üstlendiklerisatıştır. Ön ödemeli taksitle satış sözleşmesi yazılı olmak zorunda ve taksitlerin hangi bankaya ödeneceği de gösterilmek zorundadır. Ön ödemeli taksitle satış sözleşmesinde taksitlerin ödeneceği banka gösterilmezse, sözleşme geçersizdir.

O halde ön ödemeli taksitle satışla ilgili düzenlemelerin uygulanabilmesi için, taksitleri ödeme yeri bir banka hesabı olacağından, mutlaka bir banka hesabı açılmalıdır. Bu hesaba ise, ön ödemeli taksitle satış hesabı denir.

Ön ödemeli taksitle satış sözleşmesinin genel özelikleri ise şöyledir; Ödeme süresi bir yıl dan daha uzun veya belirsiz olan sözleş melerde alıcı, ödemeleri sözleşmede belirtilen bir bankada kendi adına açılacak gelir getiren bir tasarruf veya yatırımhesabınayatırmaklayükümlüdür. Bir başka ifade ile, ön ödemeli taksitle satış hesabı, alıcı adına açılır. Hesap, tasarruf hesabı olduğundan, sadece gerçek kişiler ön ödemeli taksitle satış sözleşmelerinde alıcı olabilir. Keza tasarruf mevduatı, sadece gerçek kişilere ait olabilir. Kanaatimce bu hatalı ifadenin tüzel kişiler için olumsuz sonucu olacağı gözden kaçırılmıştır. Hesap vadeli bir hesaptır. Vadesi, ödeme süresi kadar olabilir. Böyle bir durumda ise taksitlerin, vadeden önce hesaba ödenmesine olanak sağlanmalıdır. Keza gelir getiren bir hesap olacağından, katılım bankalarının özel cari hesapları buna uygun değildir.

Banka, hem hesap sahibi alıcının hem de satıcının çıkarlarını gözetmekzorundadır. Açılanhesaptan her iki tarafın rızasıyla ödeme yapılabilir.Burızaöncedenverilemez. O halde hesap müşterek hesap olmamasına rağmen ödemeler için müşterek irade şarttır.

Ödeme süresi bir yıldan daha uzun veyabelirsizolansözleşmelerdealıcı,satılanın devrine kadar Türk Borçlar Kanunu 268 inci madde uyarınca sözleşmeden cayarsa satıcı,bu hesapüzerindekibütünhaklarınıkaybeder.  Satılanın devredilmesini isteyen alıcı,hesabındaki bakiyeden, satış bedelininençoküçtebirlikkısmınısatıcılehineserbestbırakabilir.

Bu hesap, tasarruf mevduatı yerine bir yatırım hesabı olarak da açılabilir. Ancak yatırım hesabı

4)                     Sonuç

Yeni kanunların uygulaması için bankacılık sistemimize yeni hesap türleri girmiştir. Ancak bu hesap türlerinin özellikleri hakkında tereddüte yer verecek ifadeler olduğu gibi, yasal olarak düzenlenmemiş, boşlukta kalan hususlar da vardır. Katılım bankalarının hesap türlerinin uygulama kapsamına alınması, madde metinlerindeki tasarruf mevduatı ifadesinin kullanılmasının olumsuz sonuçlarının giderilmesi şarttır. Bu sebeple, bu hesap türlerinin özelliklerinin bir an evvel ikincil mevzuatla düzenlenerek, uygulamada çıkacak tereddüt ve güçlüklerin önüne geçilmelidir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın ilgili Tebliği’nde yakın zamanda söz konusu düzenlemeler yapılabilir. 

Rechtsanwalt Prof.Dr. Erol Ulusoy hält vor dem türkischen Aufsichts- und Regulierungsausschuss (BDDK) einen Vortrag über Wirkungen des neuen türkischen Handeslgesetzes über das Bankenrecht

Gesetzesentwurf bzüglich des Artikels von Herrn Rechtsanwalt Prof.Dr. Erol Ulusoy

 

EIN ARTIKEL VON HERRN RECHTSANWALT PROF.DR. EROL ULUSOY WURDE GEGENSATND EINES GESETZESENTWURFES BEIM TÜRKISCHEN PARLIAMENT GEWORDEN!

Der Gründer der Ulusoy Anwaltsfirm Rechtsanwalt Erol Ulusoy hatte vorher bei der Tageszeitung Dünya über die Verfassungswidrigkeit und über die Widrigkeit der europäischen Menschenrechtskonvention des Pragraph 62 türkische Bankengesetz bezüglich der Verjährung des Bankkontoguthabens  publiziert (   http://www.dunya.com/mevduatin-zamanasimi-anayasaya-aykiridir-146835h.htm  ). Dieser Artikel ist der Gegenstand eines Gesetzesentwurfes beim türkischen Parliament geworden  (    http://www2.tbmm.gov.tr/d24/2/2-0418.pdf   ).  Entsprechend der Meinungen von Herrn Prof.Dr. Ulusoy ist die Abschaffung dieses Paragraphes entworfen worden.

Prof.Dr. Erol ULUSOY MACHT EİN SEMINAR UBER DAS NEUE TURKISCHE SCHULDGESETZ UND DAS NEUE HANDESLGESETZ IN 29-30 NOVEMBER 2012 BEI VAKIFBANK

Seminar über neue Schuldgesetz für die Richter von Zivilgerichten

Prof.Dr. Erol Ulusoy hat an den Seminaren über das neue türkische Schuldgesetz für die ganzen Zivilgerichtsrichter mitgewirkt und mitfreferiert. Die Seminare sind in September-Dezember 2012 in 10 Staedten stattgefunden. Sie waren eine Organisation der türkischen Richter Akademi (Justizakademie) und des Oberausschusses für Richter und Staatsanwaelte.

Siehe für die wietere Informationen darüber

http://www.taa.gov.tr/374-borclar-kanunu-tanitim-seminerleri-izmir.html

oder

http://www.hsyk.gov.tr/duyurular/2013/subat/tbk.html

INTERNATIONALES RECHTSSYMPOSIUM

Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası                                                                                                                                     

 

 

Internationales Rechtssymposium

13.30-14.50

1.      Sitzung: Internationale Kaufverträge

Sitzungsleiter: Prof. Dr. Erol ULUSOY, Juristische Fakultät der Aydın Universität Istanbul – Anwaltskanzlei Ulusoy

„Grenzüberschreitende Verbraucherkaufverträge”,  Prof. Dr. Ansgar STAUDINGER, Juristische Fakultät der Universität Bielefeld

„Wertung der Bestimmungen über Kaufvertrag des neuen türkischen Obligationengesetzes im Hinblick auf das UN-Kaufrecht (Wiener Abkommen)“,Prof. Dr. Turgut ÖZ, Juristische Fakultät der Galatasaray Universität

14.50-15.10: Fragen - Diskussion

15.10-15.30: Pause

15.30-15.50

2.      Sitzung: Bürgschaftsverträge

Sitzungsleiter: Prof. Dr. Gökhan ANTALYA, Juristische Fakultät der Marmara Universität

„Allgemeine Bewertung der Bestimmungen über Bürgschaftsvertrag des neuen türkischen Obligationengesetzes”,Prof. Dr. Şebnem AKİPEK, Juristische Fakultät der Universität Ankara

„Bürgschaftsverträge in der Bankpraxis nach dem neuen türkischen Obligationengesetz“,RAin. Dr. Ceyda ÖCAL, erste Rechtsberaterin der Akbank

16.50-17.10: Fragen - Diskussion - Abschluss

Veranstaltungsort:Konferenzsaal, Justizpalast Bakırköy

Datum:Montag, den 25. Februar 2013 

http://www.dtr-ihk.de/tr/etkinlikler/event-detail-view/events/seminer-uluslararasi-hukuk-sempozyumu/?no_cache=1&cHash=602118fbe9a3101695618000eca3a82f

http://www.euractiv.com.tr/ticaret-ve-sanayi/article/uluslararasi-satis-ve-kefalet-sozlesmeleri-istanbulda-masaya-yatiriliyor-027200

 

Seminar: Einzel und Minderheitsaktionäre nach dem neuen türkischen HGB

 

Am 16.01.2013 wurde in den Räumlichkeiten der AHK Türkei in Zusammenarbeit mit der Ulusoy Law Firm ein Seminar zu dem Thema: “Die Rechte der Einzelund Minderheitsaktionäre nach dem neuen türkischen HGB” veranstaltet. Ziel der Veranstaltung war die Erläuterung der kategorischen Rechte der Aktionäre aus der Sicht des herrschenden und/oder außenstehenden Aktionärs nach dem neuen türkischen Handelsgesetz vom 01.07.2012.
Das Seminar richtete sich an alle Personengruppen, die sich mit dem Aktienrecht und mit einer Aktiengesellschaft konfrontieren. Schwerpunkt des Vortrags von Rechtsanwalt Prof. Dr. Erol Ulusoy waren die Fragen, welche neuen Rechte den Einzeln- und Minderheitsaktionären eingeräumt werden; ob der Ausschluss und Austritt der Aktionäre möglich ist (sell
out - squeeze out); welche Rechte den Aktionären im neuen türkischen Konzernrecht eingeräumt werden und ob ein HV-Beschluss zulässig ist, wonach keine Dividende ausgeschüttet wird. Das Seminar hat ein weiteres Mal belegt, wie sehr die türkische Wirtschaft im Wandel ist und sich das türkische Wirtschaftsrecht zunehmend den gloabalen Standarts nähert.

 

siehe Seite 40:   http://www.dtr-ihk.de/fileadmin/ahk_tuerkei/veroeffentlichungen/ODA/01_ODA_Januar-Februar_2013.pdf

Ein neuer Artikel über die Mietkaution von Rechtsanwalt Prof.Dr. Erol Ulusoy ist in der Wirtschaftszeitung Dünya vom 21.02.2013 erschienen
Die Auswirkungen des neuen türkischen Handeslgesetzes über Wettbewerbsschutzrecht

Rechtsanwalt Prof.Dr. Erol ULUSOY spricht am 25.03.2013 an der Konferenz beim Verein für Wettbewerb (www.rekabetdernegi.org) über das Thema "Die Auswirkungen des neuen türkischen Handeslgesetzes über Wettbewerbsschutzrecht".

Presse: http://ekonomi.milliyet.com.tr/ptt-ile-kuyumcularin-altin-kavgasi-mahkemede/ekonomi/ekonomidetay/16.04.2013/1694147/default.htm
Herr Rechtsanwalt Prof.Dr. Erol Ulusoy hat in 1-2 Juli 2013 in Frankfurt über das türkische "Zollrecht" und "Handelsrecht" referiert.

Für die weitere Informationen und für den Folder der Seminare bei Aussenwirtschaftsakademie (AWA) klicken Sie bitte auf folgende link:

 

https://www.awa-seminare.com/details/seminar/handelsrechtssystem-mit-der-tuerkei-2013/

 

https://www.awa-seminare.com/details/seminar/tuerkei-zollrecht-2013/

 

Herr Rechtsanwalt Prof.Dr. Erol Ulusoy hat am 15. Juli 2013 bei Türk Eximbank (türkische Exportbank) über das Thema "Kreditforderugsversicherung im türkischen Recht" referiert.

Die Türk Eximbank wird ab August 2013 auch die kaufmaennischen Forderungen verisichern.  Danach wird auch die Verischerungspolizze über Forderungen auch verkauft. Prof. Dr. Erol Ulusoy hat über das Thema vergleichend mit dem neuen türkischen Gesetzen referieren können.

Ein Interview bei deutschsprachiger Monatsmagazin IstanbulPost über das neue türkische Handelsgesetz und türkische Obligationengesetz und Ihre einjährige Anwendung

Sie k,nnen das Interview über das neue türkiscje Handelsgesety und Obligationengesety bei der Internetseite der IstanbulPost abrufen:

 

http://www.istanbulpost.net/

Herr Rechtsanwalt Prof.Dr. Erol Ulusoy hält ein Seminar über das neue türkische Kapitalmarktgesetz am 23 Oktober 2013 bei Deutsch´Türkischen Industrie- und Handelskammer
Copyright 2011 ULUSOY LAW FIRM Web Tasarım OZCGRUP